O MAHUR BESTE ÇALAR MÜJGAN'LA BEN AĞLAŞIRIZ..........



 
  ANA SAYFA

  YAZILAR

  ŞİİR

  FORUM

  ANKET

  SOHBET

  DEFTER

  LİNKLER

  ARŞİV

 

                                                                Attila İLHAN
 
  Ağustos Çıkmazı       Aldanmışsın Bir Kere    Ah.....
  Cinayet Saati       Elde Var Hüzün    İstanbul Ağrısı
  Mahur Beste       Ne Kadınlar Sevdim Zaten Yoktular....    Yağmur Kaçağı
  Yasak Sevişmek       Rinna-Rinnan-Nay    Kimi Sevsem Sensin
 

 

 

 


















     Başa Dön























     Başa Dön













































      Başa Dön







































     Başa Dön
































     Başa Dön


























































































     Başa Dön























     Başa Dön


























     Başa Dön



























     Başa Dön




































     Başa Dön














































     Başa Dön






























     Başa Dön

 

 

 

Ağustos Çıkmazı


Beni koyup koyup gitme, n'olursun 
Durduğun yerde dur 
Kendini martılarla bir tutma 
Senin kanatların yok 
Düşersin yorulursun 
Beni koyup koyup gitme, n'olursun 

Bir deniz kıyısında otur 
Gemiler sensiz gitsin bırak 
Herkes gibi yasasana sen 
İşine gücüne baksana 
Evlenirsin, çocuğun olur 
Beni koyup koyup gitme, n'olursun 

                                       Attila İlhan 





Aldanmışsın Bir Kere 


Aldanmışım bir kere 
Yalan sevgine 
Aşık gibi görünen 
Sahte bakışına 
Aldanmışım bir kere 
Ardındaki yapmacık gülüşüne 
Aldanmışım bir kere mert,yiğit gibi 
Görünen erkekliğine 
Aldanmışsın bir kere 
Seni ne kadar çok, 
Sevdiğim halde bırakmayacağıma 
Ama ne yazık sana 
Aldanmışsın bir kere 

                                  Attila İlhan 




             

                  Ah 


yüzünün yarısı göz kadife yansımalı 
bulutlu siyah ah bulutları eflatun 
o boy aynasından çıktı fransızın malı 
vişne asidi vardı tadında rujunun 
ah sinema yıldızı filan olmalı 
ağızlığı kristal son derece uzun 

bir kibrit çakıldı mı ah yağmurluklu kız 
alevinden anlamlı dumanlar üfürüyor 
ah çocuk yüzünde gül goncası ağız 
saçlarından incecik su tozu dökülüyor 
sığınak gibi derin ağaçlar gibi yalnız 
karartma başlamış ışıklar örtülüyor 

ellerinde ruh gibi ah portakal kokusu 
kırkmaları morsalkım göz kapakları saydam 
çok vapurun battığı bir liman orospusu 
bir hırsla öptüm ki ah ölürüm unutamam 
ay ışığında deniz akordeon solosu 
pırıl pırıl yaşadım üç dakika tastamam 

görkemli çadırında italyan lunaparkın 
sanki zeytin düşürür yerlere gözlerini 
ah tahtına kurulmuş bol sakallı bir kadın 
sutyenler tutmuyor çılğın göğüslerini 
kaşları ip incesi kumral kirpikleri kalın 
kim görse şaşırır sakalının süslerini 

tavana asılmış sosyalist saçlarından 
ah sabah sabah omuzları kan içinde 
işkence sonrası genç bir kadın militan 
yığınlar uğulduyor hummalı gençliğinde 
adı bile çıkmamış dudaklarından 
doğru yaşadığının sımsıkı bilincinde ... 

                                        Attila İlhan



        

        Cinayet Saati


Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi 
Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu 
Dört bıçak çekip vurdular dört kişi 
Yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu 

Deli cafer ismail tayfur ve şaşı 
Maktulün onbeş yıllık arkadaşı 
Üçü kamarot öteki aşçıbaşı 
Dört bıçak çekip vurdular dört kişi 

Cinayeti kör bir balıkçı gördü 
Ben gördüm kulaklarım gördü 
Vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü 
Hiçbiriniz orada yoktunuz 

Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu 
On üç damla gözyaşını saydım 
Allahına kitabına sövüp saydım 
Şafak nabız gibi atıyordu 
Sarhoştum Kasımpaşa'daydım 
Hiçbiriniz orada yoktunuz 

Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi 
Polis kaatilleri arıyordu 
Deli cafer ismail tayfur ve şaşı 
Üzerime yüklediler bu işi 
Sarhoştum Kasımpaşa'daydım 
Vapuru onlar vurdu ben vurmadım 
Cinayeti kör bir balıkçı gördü 

Ben vursam kendimi vuracaktım 

                                Attila İlhan 



Elde Var Hüzün 


Söyleşir 
Evvelce biz bu tenhalarda 
Ziyade gülüşürdük 
Pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha Kuşlarının 
Ne meseller söylerdi mercan köz nargileler 
Zamanlar değişti 
Ayrılık girdi araya 
Hicrana düştük bugün 

Ah nerde gençliğimiz 
Sahilde savruluşları başıboş dalgaların 
Yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller 
Elde var hüzün 

O şehrâyin fakat çıkar mı akıldan 
Çarkıfeleklerin renk renk geceye dağılması 
Sırılsıklam âşık incesaz 
Kadehlerin mehtaba kaldırılması 
Adeta düğün 
Hayat zamanda iz bırakmaz 
Bir boşluğa düşersin bir boşluktan 
Birikip yeniden sıçramak için 
Elde var hüzün 

                                  Attila İlhan



        

           İstanbul Ağrısı 


Kanatları parça parça bu ağustos geceleri 
Yıldızlar kaynarken 
Şangır şungur ayaklarımın dibine dökülen 
Sen 
Eğer yine İstanbul'san 
Yine kan kopuklu cehennem sarmaşıkları büyüteceğim 
Pançak pançak şiirler tüküreceğim 
Demek yine ben 
Limandaki direkler ormanında bütün bandıralar ayaklanıyor 
Kapı önlerinde boyunlarını bükmüş tek tek kafiyeler 
Yahudi sokaklarını aydınlatan Telaviv şarkıları 
Mavi asfaltlara çökmüş 
Diz bağlıyor 
Eğer sen yine İstanbul'san 
Kirli dudaklarını bulut bulut dudaklarıma uzatan 
Sirkeci Garı'nda tren çığlıklarıyla bıçaklanıp 
İntihar dumanları içindeki Haydarpaşa'dan 
Anadolu üstlerine bakıp bakıp 
Ağlayan 
Sen eğer yine İstanbul'san 
Aldanmıyorsam 
Yakaları karanfilli ....... eğer beni aldatmıyorsa 
Kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar 
Yine senin emrindeyim 
Utanmasam 
Gözlerimi damla damla kadehime damlatarak 
Kendimi yani şu bildiğim Atilla İlhan'i 
Zehirleyebilirim 
Sonbahar karanlıklari tuttu tutacak 
Tarlabaşı pansiyonlarında bekarlar buğulanıyor 
İmtihan çığlıkları yükseliyor üniversite'den 
Tophane İskelesi'nde diesel kamyonları sarhoş 
Direksiyonlarının koynuna girmiş biçkin soförler 
Uykusuz dalgalanıyor 
Ulan İstanbul sen misin 
Senin ellerin mi bu eller 
Ulan bu gemiler senin gemilerin mi 
Minarelerini kürdan gibi dişlerinin arasında 
Liman liman götüren 
Ulan bu mazot tüküren bu dövmeli gemiler senin mi 
Akşamlar yassıldıkça neden böyle devleşiyorlar 
Neden durmaksızın imdat kıvilcımlari fışkırıyor 
Antenlerinden 
Neden 
Peki İstanbul ya ben 
Ya mısralarını dört renkli duvar afişleri gibi boy boy 
Gümrük duvarlarına yapıştıran yolcu abbas 
Ya benim kahrım 
Ya senin ağrın 
Ağır kabaralarınla uykularımı ezerek deliksiz yaşattığın 
Çaresiz zehirler kusan çılgın bir yılan gibi 
Burgu burgu içime boşalttığın 
O senin ağrın 
O senin 
Eğer sen yine İstanbul'san 
Yanılmıyorsam 
Koltuğumun altında eski bir kitap diye götürmek istediğim 
Sicilyalı balıkçılara Marsilyalı dok işçilerine 
Satır satır okumak istediğim 
Sen 
Eğer yine İstanbul'san 
Eğer senin ağrınsa iğneli beşik gibi her tarafımda hissettiğim 
Ulan yine sen kazandın İstanbul 
Sen kazandın ben yenildim 
Kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar 
Yine emrindeyim 
Ölsem yalnız kalsam cüzdanım kaybolsa 
Parasız kalsam tenhalarda kalsam çarpılsam 
Hiç bir gün hiçbir postacı kapımı çalmasa 
Yanılmıyorsam 
Sen eğer yine İstanbul'san 
Senin ıslıklarınsa kulaklarıma saplanan bu ıslıklar 
Gözbebeklerimde gezegenler gibi dönen yalnızlığımdan 
Bir tekmede kapılarını kırıp çıktım demektir 
Ulan bunu sen de bilirsin İstanbul 
Kaç kere yazdım kimbilir 
Kaç kere kirpiklerimiz kasaturalara dönmüş diken diken 
1949 Eylül'ünde birader mirc ve ben 
Sokaklarında mohikanlar gibi ateş yaktık 
Sana taptık ulan 
Unuttun mu 
Sana taptık. 

                                     Attila İlhan 



           

               Mahur Beste


Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız 
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız 
Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız 
Yalnız kederli yalnızlığımız da sıralı sırasız 
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız 

Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı 
Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı 
Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı 
Gittiler akşam olmadan ortalık karardı 

Bitmez sazların özlemi daha sonra daha sonra 
Sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara 
Simsiyah bir teselli olur belki kalanlara 
Geceler uzar hazırlık sonbahara 

                                               Attila İlhan 



Ne Kadınlar Sevdim Zaten Yoktular 


Ne kadınlar sevdim zaten yoktular 
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir. 
Azıcık okşasam sanki çocuktular, 
Bıraksam korkudan gözleri sislenir. 
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular 
Böyle bir sevmek görülmemiştir. 
Hayır, sanmayın ki beni unuttular. 
Hala arasıra mektupları gelir. 
Gerçek değildiler, birer umuttular 
Eski bir şarkı, belki bir şiir 
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular. 
Yalnızlıklarımda elimden tuttular 
Uzak fısıltıları içimi ürpertir. 
Sanki gökyüzünde birer buluttular, 
Nereye kayboldular şimdi kim bilir. 
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular 
Böyle bir sevmek görülmemiştir. 

                                       Attila İlhan



     

      Yağmur Kaçağı 


Elimden tut yoksa dusecegim 
Yoksa bir bir yildizlar dusecek 
Eger sairsem beni tanirsan 
Yagmurdan korktugumu bilirsen 
Gozlerim aklina gelirse 
elimden tut yoksa dusecegim 
Yagmur beni goturecek yoksa beni 

Geceleri bir carpinti duyarsan 
Telas telas yagmurdan kaciyorum 
Sarayburnu'ndan geciyorum 
Aksamsa eylulse islanmissam 
Beni gorsen belki anlayamazsin 
Iclenir gizli gizli aglarsin 
Eger ben yalnizsam yanilmissam 
Elimden tut yoksa dusecegim 
Yagmur beni goturecek yoksa beni. 

                                   Attila İlhan



        

       Yasak Sevişmek


Öteki kapımdan gel bunu açamazsın 
Eski gözlerinle gel öldürmek vakti gel 
Hem tetik bulun ardında biri olmasın 
Hanidir ben bu evde saklanıyorum 
Adımı değiştirdim başka adla yaşıyorum 
Gece gündüz siyah gözlük takıyorum 
Öteki kapımdan gel bunu açamazsın 
Sabaha karşı gel bütün gözlerinle gel 

Pancurların gerisinde kararıyorum 
İçimde belalar doğuyor sonbahar doğuyor 
Telefonda sesini tanıyamıyorum 
Yüzün parmaklarımdan akıp kayboluyor 
Böyle hep birşey kopuyor birşey kırılıyor 
Sabaha karşı gel eski gözlerinle gel 
Öteki kapımdan gel bunu açamazsın 
Hem tetik bulun ardında kimse olmasın 

Artık hiç kimse beni yaşamıyor 
Aşklarımı büyük kemanlarla çizdiler 
Korkularım oldum bittim kimsesizdiler 
Yanlız bir mısra mıyım ıslanıyorum 
Bir revolver romanımı tamamlıyor 
Oyun bitti bütün ışılarımı söndürdüler 
Yokmuşsun gibi gel öldürmek vakti gel 
Öteki kapımdan gel bunu açamazsın 
Üzerime kilitleyip mühürlediler 
Hem tetik bulun ardında biri olmasın 

                                       Attila İlhan 



           

         Rinna-Rinnan-Nay 



melengecin dalinda cifte sigircik diley cifte sigircik 
cigerime ates degdi oley diley oley gencecik 
zehir pamuk irgatligi gavur gundelikcilik 

rinna-rinnan-nay 
yuregim bolundu lay 
damarlarim delindi 
kan gider kan gider 

melengecin dalinda cifte saksagan diley cifte saksagan 
boynumda donup batir oley diley sol kahbe devran 
aglarim bir yandan kan kusarim bir yandan 

rinna-rinnan-nay 
ellerim kirildi lay 
gozum seli duruldu 
kum gider kum gider 

melengecin dalinda cifte guvercin diley cifte guvercin 
egnimde goynek yok oley diley ayagim yalin 
olursem kahrimdan oldugum bilin 

rinna-rinnan-nay 
yollarim kapandi lay 
bulutlar parcalandi 
gun gider gun gider 

melengecin dalinda cifte ispinoz diley cifte ispinoz 
aziktan yetimim oley diley katiktan oksuz 
dirliksiz duzensiz hanidir hurriyetsiz 

rinna-rinnan-nay 
kunyemiz yazildi lay 
kervanimiz dizildi 
can gider can gider 

                                 Attila İlhan 



      

     Kimi Sevsem Sensin 


her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet 
sarışın başladığım esmer bitiyor 
anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli 
dudakları keskin kırmızı jilet 
bir belaya çattık / nasıl bitirmeli 
gitar kımıldadı mı zaman deliniyor 
kimi sevsem sensin / hayret 
kapıların kapalı girilemiyor 

kimi sevsem sensin / senden ibaret 
hepsini senin adınla çağırıyorum 
arkamdan şımarık gülüşüyorlar 
getirdikleri yağmur / sende unuttuğum 
hani o sımsıcak iri çekirdekli 
senin gibi vahşi öpüşüyorlar 
kimi sevsem sensin / hayret 
in misin cin misin anlamıyorum 

                                Attila İlhan