BİR SEN EKSİKTİN AY IŞIGI GÜMÜŞ BİR TÜY DİKMEK İÇİN MANZARAYA !



 
  ANA SAYFA

  YAZILAR 

  ŞİİR

  FORUM

  ANKET

  SOHBET

  DEFTER

  LİNKLER

  ARŞİV

 

                                                                CAN YÜCEL
 Ana Yasası İnsanın  Bir Sen Eksiktin Ay Işığı  Bir Cin Şiiri  Ben Hayatımda En Çok Babamı..
 İnsan Resmi   Mare Nostrum  Güzel'e  Ellerimde Bir Göz Taşı
 Maskulunizma  Keçi Boynuzu  Metamosmoris  Akdeniz Yaraşıyor Sana































    Başa Dön















    Başa Dön












    
    Başa Dön




    


























    Başa Dön





    
































    Başa Dön




    











    Başa Dön



    








    Başa Dön








    

























    Başa Dön


    




    















    Başa Dön
    



 



    


























    Başa Dön










    Başa Dön






   

















































   Başa Dön

 

 

 

Anayasası İnsanın                            

Ustamız Eluard’ın izinden                                                   
Kan yasası bu insanın: 
Üzümden şarap yapacaksın              
Çakmak taşından ateş                                     
Ve öpücüklerden insan! 
Can yasası bu insanın: 
Savaşlara yoksulluklara 
Ve binbir belaya karşın 
İlle de yaşayacaksın! 
Us yasası bu insanın: 
Suyu şavka döndürüp 
Düşü gerçeğe çevirip 
Düşmanı dost kılacaksın! 
Anayasası bu insanın 
Emekleyen çocuktan 
Uzayda koşana dek 
Yürürlükte her zaman 

                      Can Yücel




 Bi Sen Eksiktin Ay ışığı

Bileklerimizi morartmis yeni Alman kelepceleri, 
Otobusun kaloriferleri bozuldu Kaman'dan sonra 
Sekiz saat oluyor karbonatli bir cay bile icemedik, 
Basimizda perensip sahibi bir bascavus. 
Nigde uzerinden Adana Cezaevine gidiyoruz... 

Bi sen eksiktin ayisigi 
Gumus bir tuy dikmek icin manzaraya! 

                                            Can Yücel 



        Bir Cin Şiiri 

Davaci zengin, davali yoksulsa 
Zenginden yana isler yasa 

Davaci yoksul, davali zenginse 
Davalida kalir yine nizali arsa 

Davaci da davali da zenginse davada 
Ozur diler cekilir aradan kadi. 

Davaci da davali da yoksulsa, bak, 
Sade o zaman iste yerini bulur hak. 

                                       Can Yücel



 Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim 


Hayatta ben en çok babamı sevdim 
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk 
Çarpı bacaklarıyla -ha düştü,ha düşecek- 
Nasıl koşarsa ardından bir devin 
O çapkın babamı ben öyle sevdim 

Bilmezdi ki oturduğumuz semti 
Geldi mi de gidici-hep,hep acele işi!- 
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi 
Atlastan bakardım nereye gitti 
Öyle öyle ezberledim gurbeti 

Sevinçten uçardım hasta oldum mu 
40 ı geçerse ateş,çağrırlar İstanbul'a 
Bir helalleşmek ister elbet,diğ'mi,oğluyla! 
Tifoyken başardım bu aşk oyununu 
Ohh dedim,ğögsüne gömdüm burnumu 

En son teftişine çıkana değin 
Koştururken ardından o uçmaktaki devin 
Daha başka tür aşklar,geniş sevdalar için 
Açıldı nefesim,fikrim,canevim 
Hayatta ben en çok babamı sevdim. 

                                       Can Yücel




 İnsan Resmi 

Yeraltı günleri bunlar 
Kör yılı köstebek ayı 

Siyah önlüklü bir güneş 
Ayazda okula gidiyor 
Dizilmiş danaburunları iki keçe 
Islıklıyorlar bebeyi 
Çepeçevre boynumda sıçandişi bir bahçe 
Oynuyorlar iki Roma bir Paris bir Peking 
Karım en çok soğuk harbi seviyor 
Çocuklarımızdan 

Yaşamların kapısında kuyruk olmuşuz 
Önde emirerleri memede piçler sütsüz analar 
Akşam oldu memur çıktı kapıya 
Mal gelmedi bugün dedi kapatıyoruz 

Dilekçeyim masalar odalar arasında 
Yürek değil, sol yanımda on altı kuruluk pul 
Usulsuzüm yolsuzum 

Bir uçak geçti üstümden kıçında yakamozu 
Çakılmıştır yere çoktan toprakta bir çelik bitki 
Fala mı baksam koparıp çiçeklerini 
Düştü mü düşüyor mu düşecek mi 

Yeşiller içre bir insandın önceleri 
Sağda bir dağ,solda bir çay çamaşır yıkayan kadınlar 
Dolaş şimdi çevresini yitirmiş insan resimleri gibi 

                                                     Can Yücel 




          Mare Nostrum

En uzun koşuysa elbet 
Türkiye'de de Devrim 
O, onun en güzel yüz metresini koştu 
En sekmez luverin namlusundan fırlayarak ... 
En hızlısıydı hepimizin, 
En önce göğüsledi ipi... 
Acıyorsam sana anam avradım olsun 
Ama aşk olsun sana çocuk, Aşk olsun 

                                        Can Yücel



              Güzel'e 

Dun gece senin kucucuk elinle yalniz yattik 
Yalniz senin kucucuk elinle yalnizlik 
Kandilli ilkokulu kadar kalabalik 
Zilleri caldiginda duslerinin 
Siniflarin kapilari ardina kadar acik 
Gokyuzunun, denizin, topragin, hayalle, emegin 
Hakli siniflari 

                                            Can Yücel




         Ellerimde Bir Göztaşı 

Ellerimde bir goztasi, gozlerim bos gidiyordum 
Ne bileyim, bir damlanin boyle deniz oldugunu 
Sastim, mavi bir fal gibi acilinca onumde 
Giritli bir olumum varmis, bir balikci fitil gibi 
Patlayacakmis avucunda otuz cubuklu gencligim 
Uc gunde mi desem, uc gokte,uc kulacta mi 
Ben ki, o camgobegi cicekler acan agac 
Kirilmaz bardaklar gibi tuzla buz olacakmis 
Ne zaman bogulsam boyle yosun kokuyordu isik 
Sabahci kahvelerde bir ciroz otuyordu 
Ve dalgalarimi gecen o deniz soforleri 
Boyle uyur duslere bindirmis gemiler 
Uyuklar gibi ustunde mermer masalarin 
Bir tahta parcasiydim, osmanli bir kazadan kalmis 
Yuzuyordum, islam kaptanin ahsap ayaginda 
Obur tahtalara obur insanlara dogru 
Cumhurdu murekkep baligi, simsiyah yuzuyordum 
Ne bileyim, bir korkunun boyle destan oldugunu 
Agardim, nisanlayinca gece, ve yavrulayan yalnizlik 
Ya da ilk insanin dogdugu, oldugu dagdi Moby Dick 
Nefes aldikca filbahriler kopuruyordu sulardan 
Canlar caliyor kulaklarimda, yunuslar yarisiyordu 
Alyuvarlar, dolkuslari ve ruzgar midyeleri 
Dedim, dunya gibi bulut yok dunya ustunde 
Ellerimde bir goztasi, gozlerim bos gidiyordum 
Ne bileyim, bir turkunun boyle Veysel oldugunu 
Acildim, cikmaz bir sokak gibi, kapaninca denizde. 

                                                        Can Yücel




  Maskulunizma 


Yaşamak ne güç şeymiş 
Kadınlar öğrettiler bana 
Başta anam 
Hamamda kaynar sular dökerek başımdan... 
Onlar uyandırdılar beni çocukluktan 
Erkek olup ......... çıkayım diye. 
Bu öyle bir esatir ki 
Hem yesir tuccarı olacaksın, hem yesir... 
Ve vücutlarının akkağıtlarına yazdığım o şiir değil, 
met-cezir... 
Kadınlar doğurdular beni bağıra bağıra 
Yine onlar öldürecekler beni aşktan 
Bağırta bağırta... 

                                         Can Yücel 





   Keçi Boynuzu 


O göz godoş bir mavi 
Güneşi dönünce sağdan ikinci 
Nerde sabah orda akşamın evi 
Süpür sefa kırkikindi gelince 

Kolay değil tavlamak bulutları 
Ozanı var hoyratı var toyu var 
Usul usul güzellikle ökse otları 
Göz etmenin raconu var yolu var 

Heyt bu göklerde dönen alışveriş 
Pazar ola seyren ola gün ola 
Uçucular taze haber getirmiş 
Okuturlar fenikeli rüzgarlara 

Düz bezlere çizilmiş piri reis 
Çağ eski bir hartadır benim gönlüm 
Şu mavi noktalar var ya seviştiklerimiz 
İşte şu gözgöze geldiğimiz gün 

Dün gece bir sirk gördüm düşümde 
Midilliler sonra safkan kısraklar 
Halka olmuş dönerler sol döşümde 
Üstlerinde alyuvarlı çocuklar 

Açıktan geçti bir kız bisiklet 
Tahtaboşta güngörmeyenin oğlu 
Bu türkü kimvurdulara kısmet 
Yıldızların arasında bir keçi yolu 

                                  Can Yücel





Metamosmoris 

Ilkin ELIFBA'ydi 
Sonra ALFABE oldu 
Derken ABeCe 
Simdi de A.B.D. 

                 Can Yücel




Akdeniz yaraşıyor sana 


Akdeniz yaraşıyor sana 
Yıldızlar terler ya sen de terliyorsun 
Aynı ıslak pırıltı burun kanatlarında 
Hiç dinmiyor motorların gürültüsü 
Köpekler havlıyor uzaktan 
Demin bir çocuk havladı 
Fatmanım cumbadan çarşaf silkiyor yine 
Ali dumdum anasına sövüyor saatlerdir 
Denizi tokmaklıyor balıkçılar 
Bu sesler işte sessizliğini büyüten toprak 
O sesinin sardunyalar gibi konuşkan sessizliği 
Hayatta yattık dün gece 
Üstümüzde meltem 
Kekik kokuyor ellerim hala 
Senle yatmadım sanki 
Dağları dolaştım 
Ben senden öğrendim deniz yazmayı 
Elimden düşmüyor mavi kalem 
Bir tirandil çıkar gibi sefere 
Okula gidiyor öğretmenim 
Ben de ardından açılıyorum 
Bir poyraz çizip deftere 
Bir ada var sırf ebabil 
Dönüyor dönüyor başımda 
Senle yaşadığım günler 
Gümüş bir çevre oldu ömrüm 
Değince güneşine 
Neden sonra buldum o kaçakçı mağarasını 
Gözlerim kamaşınca senden 
Ölüm belki sularından kaçırdığım 
O loş suda yıkanmaktır 
Durdukça yosundan yeşil 
Kulaç attıkça mavi 
Ben düzde sanırdım yıkıntım 
Örenim alkolik asarım 
Mutun doruğundaymışım meğer 
Senle çıkınca anladım 
Eski Yunan atları var hani 
Yeleleri bükümlü 
Gün inerken de öyle 
Ağaçtan izdüşümleriyle 
Yürüyor Balan tepeleri 
Yürüyor bölük bölük can 
Toplu bir güzelliğe doğru 
Kadınım Yaraşıyorsun sen Akdenize 

                                      Can YÜCEL