Başa Dön
Başa Dön
Başa Dön
Başa Dön
Başa Dön
Başa Dön
Başa Dön
Başa Dön
Başa Dön
Başa Dön
Başa Dön
Başa Dön
|
Anayasası İnsanın
Ustamız Eluard’ın izinden
Kan yasası bu insanın:
Üzümden şarap yapacaksın
Çakmak taşından ateş
Ve öpücüklerden insan!
Can yasası bu insanın:
Savaşlara yoksulluklara
Ve binbir belaya karşın
İlle de yaşayacaksın!
Us yasası bu insanın:
Suyu şavka döndürüp
Düşü gerçeğe çevirip
Düşmanı dost kılacaksın!
Anayasası bu insanın
Emekleyen çocuktan
Uzayda koşana dek
Yürürlükte her zaman
Can Yücel
Bi Sen Eksiktin Ay ışığı
Bileklerimizi morartmis yeni Alman kelepceleri,
Otobusun kaloriferleri bozuldu Kaman'dan sonra
Sekiz saat oluyor karbonatli bir cay bile icemedik,
Basimizda perensip sahibi bir bascavus.
Nigde uzerinden Adana Cezaevine gidiyoruz...
Bi sen eksiktin ayisigi
Gumus bir tuy dikmek icin manzaraya!
Can Yücel
Bir Cin Şiiri
Davaci zengin, davali yoksulsa
Zenginden yana isler yasa
Davaci yoksul, davali zenginse
Davalida kalir yine nizali arsa
Davaci da davali da zenginse davada
Ozur diler cekilir aradan kadi.
Davaci da davali da yoksulsa, bak,
Sade o zaman iste yerini bulur hak.
Can Yücel
Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim
Hayatta ben en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpı bacaklarıyla -ha düştü,ha düşecek-
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim
Bilmezdi ki oturduğumuz semti
Geldi mi de gidici-hep,hep acele işi!-
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
Atlastan bakardım nereye gitti
Öyle öyle ezberledim gurbeti
Sevinçten uçardım hasta oldum mu
40 ı geçerse ateş,çağrırlar İstanbul'a
Bir helalleşmek ister elbet,diğ'mi,oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oyununu
Ohh dedim,ğögsüne gömdüm burnumu
En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin
Daha başka tür aşklar,geniş sevdalar için
Açıldı nefesim,fikrim,canevim
Hayatta ben en çok babamı sevdim.
Can Yücel
İnsan Resmi
Yeraltı günleri bunlar
Kör yılı köstebek ayı
Siyah önlüklü bir güneş
Ayazda okula gidiyor
Dizilmiş danaburunları iki keçe
Islıklıyorlar bebeyi
Çepeçevre boynumda sıçandişi bir bahçe
Oynuyorlar iki Roma bir Paris bir Peking
Karım en çok soğuk harbi seviyor
Çocuklarımızdan
Yaşamların kapısında kuyruk olmuşuz
Önde emirerleri memede piçler sütsüz analar
Akşam oldu memur çıktı kapıya
Mal gelmedi bugün dedi kapatıyoruz
Dilekçeyim masalar odalar arasında
Yürek değil, sol yanımda on altı kuruluk pul
Usulsuzüm yolsuzum
Bir uçak geçti üstümden kıçında yakamozu
Çakılmıştır yere çoktan toprakta bir çelik bitki
Fala mı baksam koparıp çiçeklerini
Düştü mü düşüyor mu düşecek mi
Yeşiller içre bir insandın önceleri
Sağda bir dağ,solda bir çay çamaşır yıkayan kadınlar
Dolaş şimdi çevresini yitirmiş insan resimleri gibi
Can Yücel
Mare Nostrum
En uzun koşuysa elbet
Türkiye'de de Devrim
O, onun en güzel yüz metresini koştu
En sekmez luverin namlusundan fırlayarak ...
En hızlısıydı hepimizin,
En önce göğüsledi ipi...
Acıyorsam sana anam avradım olsun
Ama aşk olsun sana çocuk, Aşk olsun
Can Yücel
Güzel'e
Dun gece senin kucucuk elinle yalniz yattik
Yalniz senin kucucuk elinle yalnizlik
Kandilli ilkokulu kadar kalabalik
Zilleri caldiginda duslerinin
Siniflarin kapilari ardina kadar acik
Gokyuzunun, denizin, topragin, hayalle, emegin
Hakli siniflari
Can Yücel
Ellerimde Bir Göztaşı
Ellerimde bir goztasi, gozlerim bos gidiyordum
Ne bileyim, bir damlanin boyle deniz oldugunu
Sastim, mavi bir fal gibi acilinca onumde
Giritli bir olumum varmis, bir balikci fitil gibi
Patlayacakmis avucunda otuz cubuklu gencligim
Uc gunde mi desem, uc gokte,uc kulacta mi
Ben ki, o camgobegi cicekler acan agac
Kirilmaz bardaklar gibi tuzla buz olacakmis
Ne zaman bogulsam boyle yosun kokuyordu isik
Sabahci kahvelerde bir ciroz otuyordu
Ve dalgalarimi gecen o deniz soforleri
Boyle uyur duslere bindirmis gemiler
Uyuklar gibi ustunde mermer masalarin
Bir tahta parcasiydim, osmanli bir kazadan kalmis
Yuzuyordum, islam kaptanin ahsap ayaginda
Obur tahtalara obur insanlara dogru
Cumhurdu murekkep baligi, simsiyah yuzuyordum
Ne bileyim, bir korkunun boyle destan oldugunu
Agardim, nisanlayinca gece, ve yavrulayan yalnizlik
Ya da ilk insanin dogdugu, oldugu dagdi Moby Dick
Nefes aldikca filbahriler kopuruyordu sulardan
Canlar caliyor kulaklarimda, yunuslar yarisiyordu
Alyuvarlar, dolkuslari ve ruzgar midyeleri
Dedim, dunya gibi bulut yok dunya ustunde
Ellerimde bir goztasi, gozlerim bos gidiyordum
Ne bileyim, bir turkunun boyle Veysel oldugunu
Acildim, cikmaz bir sokak gibi, kapaninca denizde.
Can Yücel
Maskulunizma
Yaşamak ne güç şeymiş
Kadınlar öğrettiler bana
Başta anam
Hamamda kaynar sular dökerek başımdan...
Onlar uyandırdılar beni çocukluktan
Erkek olup ......... çıkayım diye.
Bu öyle bir esatir ki
Hem yesir tuccarı olacaksın, hem yesir...
Ve vücutlarının akkağıtlarına yazdığım o şiir değil,
met-cezir...
Kadınlar doğurdular beni bağıra bağıra
Yine onlar öldürecekler beni aşktan
Bağırta bağırta...
Can Yücel
Keçi Boynuzu
O göz godoş bir mavi
Güneşi dönünce sağdan ikinci
Nerde sabah orda akşamın evi
Süpür sefa kırkikindi gelince
Kolay değil tavlamak bulutları
Ozanı var hoyratı var toyu var
Usul usul güzellikle ökse otları
Göz etmenin raconu var yolu var
Heyt bu göklerde dönen alışveriş
Pazar ola seyren ola gün ola
Uçucular taze haber getirmiş
Okuturlar fenikeli rüzgarlara
Düz bezlere çizilmiş piri reis
Çağ eski bir hartadır benim gönlüm
Şu mavi noktalar var ya seviştiklerimiz
İşte şu gözgöze geldiğimiz gün
Dün gece bir sirk gördüm düşümde
Midilliler sonra safkan kısraklar
Halka olmuş dönerler sol döşümde
Üstlerinde alyuvarlı çocuklar
Açıktan geçti bir kız bisiklet
Tahtaboşta güngörmeyenin oğlu
Bu türkü kimvurdulara kısmet
Yıldızların arasında bir keçi yolu
Can Yücel
Metamosmoris
Ilkin ELIFBA'ydi
Sonra ALFABE oldu
Derken ABeCe
Simdi de A.B.D.
Can Yücel
Akdeniz yaraşıyor sana
Akdeniz yaraşıyor sana
Yıldızlar terler ya sen de terliyorsun
Aynı ıslak pırıltı burun kanatlarında
Hiç dinmiyor motorların gürültüsü
Köpekler havlıyor uzaktan
Demin bir çocuk havladı
Fatmanım cumbadan çarşaf silkiyor yine
Ali dumdum anasına sövüyor saatlerdir
Denizi tokmaklıyor balıkçılar
Bu sesler işte sessizliğini büyüten toprak
O sesinin sardunyalar gibi konuşkan sessizliği
Hayatta yattık dün gece
Üstümüzde meltem
Kekik kokuyor ellerim hala
Senle yatmadım sanki
Dağları dolaştım
Ben senden öğrendim deniz yazmayı
Elimden düşmüyor mavi kalem
Bir tirandil çıkar gibi sefere
Okula gidiyor öğretmenim
Ben de ardından açılıyorum
Bir poyraz çizip deftere
Bir ada var sırf ebabil
Dönüyor dönüyor başımda
Senle yaşadığım günler
Gümüş bir çevre oldu ömrüm
Değince güneşine
Neden sonra buldum o kaçakçı mağarasını
Gözlerim kamaşınca senden
Ölüm belki sularından kaçırdığım
O loş suda yıkanmaktır
Durdukça yosundan yeşil
Kulaç attıkça mavi
Ben düzde sanırdım yıkıntım
Örenim alkolik asarım
Mutun doruğundaymışım meğer
Senle çıkınca anladım
Eski Yunan atları var hani
Yeleleri bükümlü
Gün inerken de öyle
Ağaçtan izdüşümleriyle
Yürüyor Balan tepeleri
Yürüyor bölük bölük can
Toplu bir güzelliğe doğru
Kadınım Yaraşıyorsun sen Akdenize
Can YÜCEL
|