BİR DEVRİMCİYİ HAKLI KILAN BİRAZDA ACILARDIR UNUTMA.....



 
  ANA SAYFA

  YAZILAR

  ŞİİR

  FORUM

  ANKET

  SOHBET

  DEFTER

  LİNKLER

  ARŞİV

 

                                                  Ataol BEHRAMOĞLU 
   Bir Ağustos Konuğu  Akşam Üstü Bir Kahvede Bebeklerin Ulusu Yok Annem Yok Artık
  Bir Ermeni General Ben Ölürsem Akşam Üstü Ölürüm Aşk İki Kişiliktir Sevgilimsin
  Bu Yangın Yerinde Kırk Yaşın Eşiğinde Bir Şiir Bu Aşk Burada Biter Yıkılma Sakın
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


       Başa Dön

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

       Başa Dön

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

       Başa Dön
     

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

       Başa Dön

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


       Başa Dön

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

       Başa Dön 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


       Başa Dön

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

       Başa Dön

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


       Başa Dön

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



       Başa Dön

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 




       Başa Dön

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

       Başa Dön

 

 

    

  

            Ağustos Konuğu 


Odama bir an giren uçucu bir böcek 
-Arıdan irice, kanatları renkli- 
Dolaştı bir süre, vızıldamadan. 
Sonra bulup yolunu pencerenin 
Çıkıp gitti 

Bir öykü çeviriyordum Çehov'dan 
Masamda bira bardağı 
-Odam, kitaplarım,olağan dünyam- 
Tül perdede ağustos ışınları 

Tanık oldu yaşamıma 
Bu uçucu böcek, sadece bir an 
Çıkıp gitti sonra 
Tıpkı yaşamıma bir an katılan 
Sonra yitip giden bir sevgili gibi 

                              Ataol Behramoğlu





Akşamüstü Bir Kahvede 


Akşamüstü bir kahvede 
Bira içtim birkaç bardak 
Gazeteden yoruldukça 
Gelip geçene bakarak 

Kahvenin müşterileri 
İçerdeydi daha fazla 
Camlı terasta idim ben 
Çıkıntı yapan sokağa 

Sevimsiz bir kocakarı 
Torununu azarladı 
Bir köpek geldi içerden 
Camdan dışarıya baktı 

Salınarak geçip gitti 
Genç bir anne çocuğuyla 
Kasketli iki müşteri 
Bir şey konuştu patronla 

Biraz sonra geldi köpek 
Baktı yine aynı yere 
Tıraş edilmiş yüzünde 
Kederle ve ciddiyetle 

Kocakarı torununu 
Azarladı bir kez daha 
Karıştı iki kasketli 
Akşamın ıssızlığına 

Köpek yine gelip baktı 
Camdan ve hep aynı yere 
Yüzünde aynı ciddiyet 
Ve gözlerinde kederle 

Kocakarı içkisini 
Bitirmiş olmalıydı ki 
Çıkıp gitti torunuyla 
Biri bir kahve söyledi 

Az önceki anne çocuk 
Döndüler elde ekmekle 
Köpek yine gelip baktı 
Camdan ve hep aynı yere 

Bakıyor birkaç saniye 
İçeriye dönüyor ve 
Geliyordu çok geçmeden 
Bakmak için aynı yere 

Koyulaşırken gitgide 
Usul ve yumuşak akşam 
Eğildim ben de yavaşça 
Baktım köpeğin ardından 

Uzuyordu bomboş sokak 
Gelip giden azalmıştı 
Parketmiş birkaç araba 
Ve akşamın ıssızlığı 

Eğilip bir daha baktım 
Belirgin hiçbir şey yoktu 
Köpek ise arada bir 
Gelip bakıp dönüyordu 

Ben de bu notları aldım 
Bir şiir yazarım diye 
Yaşamın anlamsızlığı 
Ve ciddiyeti üstüne 

                    Ataol Behramoğlu 





Bebeklerin Ulusu Yok


İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu 
Bebeklerin ulusu yok 
Başlarını tutuşları aynı 
Bakarken gözlerinde aynı merak 
Ağlarken aynı seslerinin tonu 

Bebekler çiçeği insanlığımızın 
Güllerin en hası,en goncası 
Sarışın bir ışık parçası kimi 
Kimi kapkara üzüm tanesi 
Babalar,çıkarmayın onları akıldan 
Analar,koruyun bebeklerinizi 
Susturun,susturun söyletmeyin, 
Savaştan,yıkımdan söz ederse biri. 

Bırakalım sevdayla büyüsünler 
Serpilip gelişsinler fidan gibi 
Senin,benim,hiç kimsenin değil 
Bütün bir yer yüzünündür onlar 
Bütün insanlığın gözbebeği 

İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu 
Bebeklerin ulusu yok 
Bebekler çiçeği insanlığımızın 
Ve geleceğimizin biricik umudu. 

                                      Ataol Behramoğlu 





Annem Yok Artık 


Annem yok artık.Beni düşünen kalbi yok.Bitti. 
Umutsuz olmak istemiyorum. 
Umutsuzlugun bir çıkar yol olmadıgını biliyorum. 
Annem yok artık,yeryüzü çok gördü onu, 
Kalabalığın arasında kuş gibi çırpınan varlığını 
Çok gördü 
Dalgın yüregini çok gördü 
Bizim için çarpan,kaygılarla dolu yüreğini. 
Annem yok artık.Bu kesin.Gelinecek bir yere gitmedi. 
İşte geldim çocuklar demeyecek 
Nasılsın yavrum demeyecek 
Sobanın yanında oturup uzatmayacak yorgun ayaklarını, 
Sabah kahvaltılarının masası olmayacak artık, 
Yine gel demeyecek, 
Çıkarken ben kapıdan,çıkıp karanlığa karışırken 
Yeni bir dönemi başladı ömrümün, 
Annemin olmadığı dönemi, 
Onu yüregimin üstüne nasıl bastırmak 
İstediğimi bilemeyecek artık. 
Gençlik dönemleri birşey anlatmıyor bana, 
Aklımda hep son dönemlerinin annemi 
Hayatım sürüp gidecek,annem olmadan, 
Çocuklarım oldugunda onlara annemi anlatabileceğim 
Sadece. 
Fotoğraflarına bakacaklar, 
Ufarak,biraz mahsunca bir kadın 
Küçücük tozlu pabuçlarıyla merdivenleri tırmanıp 
Kapımı açıp girmeyecek 
Yüreği dopdolu,trafikten insanlardan şaşkın, 
Kocasına sıgınan biraz bütün fotograflarında 
Hayatım rüzgar gibi akıp geçiyor, 
Ugultulu bir rüzgar gibi akıp geçiyor hayatım... 

                                        Ataol Behramoğlu 





Bir Ermeni General


Usanıp sevişmekten bir ermeni general 
Atıvermiş kendini senmişel kulesinden 
Bir çocuk ki öperken uzanır annesinden 
O çocuğu boynundan asıvermeli derhal 

Çünkü sığmıyor çocuk koskocaman adama 
Çünkü tuhaftır biraz, çocuk olmak eskiden 
Sahi, civcivler vardı-bazen anlatır annem 
Ne güzel bükermişim boyunlarını ama 

Ve ben o dar büyücü -upuzun kara şapkam 
Yeniden doğururken alışkın bir tavşanı 
Kendime iğretiyim-yani bir kasabalı 

Yani her direnişi çağda kızla sonlanan 
En yeni senaryoda en eski esas oğlan 
Bir ermeni general -yakası madalyalı 

                                 Ataol Behramoğlu 





Ben Ölürsem Akşamüstü Ölürüm 


Ben ölürsem akşamüstü olurum 
Şehre simsiyah bir kar yağar 
Yollar kalbimle örtülür 
Parmaklarımın arasından 
Gecenin geldiğini görürüm 
Ben ölürsem akşamüstü olurum 
Çocuklar sinemaya gider 
Yüzümü bir çiçeğe gömüp 
Ağlamak gibi isterim 
Derinden bir tren geçer 
Ben ölürsem akşamüstü olurum 
Alıp başımı gitmek isterim 
Bir aksam bir kente girerim 
Kayısı ağaçları arasından 
Gidip denize bakarım 
Bir tiyatro seyrederim 
Ben ölürsem akşamüstü olurum 
Uzaktan bir bulut geçer 
Karanlık bir çocukluk bulutu 
Gerçeküstücü bir ressam 
Dünyayı değiştirmeye baslar 
Kus sesleri, haykırışlar 
Denizin ve kırların 
Rengi birbirine karışır 
Sana bir şiir getiririm 
Sözler rüyamdan fışkırır 
Dünya bölümlere ayrılır 
Birinde bir pazar sabahı 
Birinde bir gökyüzü 
Birinde sararmış yapraklar 
Birinde bir adam 
Her şeye yeniden baslar 

                      Ataol Behramoğlu 





Aşk İki Kişiliktir



Değişir rüzgarın yönü 
Solar ansızın yapraklar; 
Şaşırır yolunu denizde gemi 
Boşuna bir liman arar; 
Gülüşü bir yabancının 
Çalmıştır senden sevdiğini; 
İçinde biriken zehir 
Sadece kendini öldürecektir; 
Ölümdür yaşanan tek başına 
Aşk iki kişiliktir. 

Bir anı bile kalmamıştır 
Geceler boyu sevişmelerden; 
Binlerce yıl uzaklardadır 
Binlerce kez dokunduğun ten; 
Yazabileceğin şiirler 
Çoktan yazılıp bitmiştir; 
Ölümdür yaşanan tek başına, 
Aşk iki kişiliktir. 

Avutamaz olur artık 
Seni bildiğin şarkılar; 
Boşanır keder zincirlerinden 
Sular tersin tersin akar; 
Bir hançer gibi çeksende sevgini 
Onu ancak öldürmeye yarar: 
Uçarı kuşu sevdanın 
Alıp başını gitmiştir; 
Ölümdür yaşanan tek başına, 
Aşk iki kişiliktir. 

Yitik bir ezgisin sadece, 
Tüketilmiş ve düşmüş, gözden. 
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır 
Gece camlara sürtünürken; 
Çünkü hiç bir kelebek 
Tek başına yaşayamaz sevdasını, 
Severken hiçbir böcek 
Hiç bir kuş yanlız değildir; 
Ölümdür yaşanan tek başına, 
Aşk iki kişiliktir. 

                     Ataol Behramoğlu





 Sevgilimsin 


Sevgilimsin , kim olduğunu düşünmeye vaktin yok,yapacak 
işleri düşünmekten 
Kalabalığın içinde kalabalıktan biri 
Gecenin içinde bir yıldız, yitip gitmiş çocukluk gibi 
Sevgilimsin,ak dişlerini öpüyorum, aralarında bir mısra gizli 
Dün geceki tamamlanmamış sevişmeden 

Sevgilimsin, boğuk aşkım, kanayan gençliğim 
Uçuruyorum seni çocukluğuna doğru 
Kanatların yoruluyor, ter içinde kalıyorsun 
Gece yanıbaşımda bağırarak uyanıyorsun 
Her sabah el sallıyorum metalle karışmana 

Sevgilimsin, arasına bir kağıt koyup erteliyoruz aşkı 
Otobüslerde ve trenlerde kaçamak yaşanan 
Ve bedenlerimiz kana kana kanayamadan yan yana 

                                            Ataol Behramoğlu 





Bu Yangın Yerinde 


Yaşamak bu yangın yerinde 
Her gün yeniden ölerek 

Zalimin elinde tutsak 
Cahile kurban olarak 

Yalanla kirli havada 
Güçlükle soluk alarak 

Savunmak gerçeği, çoğu kez 
Yalnızlığını bilerek 

Korkağı, döneği, suskunu 
Görüp de öfkeyle dolarak 

Toplanıyor ölü arkadaşlar 
Her biri bir yerden gelerek 

Kiminin boynunda ilmeği 
Kimi kanını silerek 

Kucaklıyor beni Metin Altıok 
'Aldırma' diyor gülerek 

'Yaşamak görevdir bu yangın yerinde 
Yaşamak, insan kalarak' 

                       Ataol Behramoğlu





Kırk Yaşın Eşiğinde Bir Şiir 


Küçük heyecanlara paydos 
Çünkü rüzgarla aynı yaşdayım 
Çünkü güneş kardeşim 
Bir ırmakla şevişmekteyim 

Bana artık dingin olmak 
Bana yalınlık yaraşır 
İçimde şiirin güzelliği 
Yaşamak sevinciyle yarışır 

Güzeller güzeli ömrüm 
Sana gitgide sevdalanıştayım 
Nice emeklerle dokunmuş 
Bir ince, bir nazlı nakıştayım 

Küçük tasalara, tutkulara paydos 
Çünkü evrenle aynı yaştayım 
Başsız sonsuz doyumsuz 
Bir başdöndürücü akıştayım. 

                      Ataol Behramoğlu





 Bu Aşk Burada Biter 


Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim 
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver 
Bu aşk burda biter iyi günler sevgilim 
Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider 

Bir hatıradır şimdi dalgın uyuyan şehir 
Solarken albümlerde çocuklar ve askerler 
Yüzün bir kır çiceği gibi usulca söner 
Uyku ve unutanlık gittikce derinleşir 

Yan yana uzanırdık ve ıslaktı çimenler 
Ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı! 
Bunu anlattılar hep, yeni yiten bir aşkı 
Geçerek bu dünyadan bütün olu şairler 

Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim 
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver 
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim 
Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider 

                                       Ataol Behramoğlu





 Yıkılma Sakın 


Kötü şey uzakta olmak 
Dostlarından, sevdiğin kadından 
Yasaklanmak bütün yaşantılara 
Seni tamamlayan, arındıran 
Kapatıldığın dört duvar arasında 
Sağlıklı, genç bir adam olarak 

Neler gelmez ki insanın aklına 
Sevinçli, özgür günlere dair 
Kalmıştır yüzlerce yıl uzakta 
Onunla ilk kez öpüştüğün şehir 
Acı, zehir zemberek bir hüzün 
Kalbinden gırtlağına doğru yükselir 

Görüyorsun işte küçük adamları 
Köhnemiş silahlarıyla saldıran sana 
Kimi tutsak düşmüş kendi dünyasına 
Kimisi düpedüz halk düşmanı 
Diren öyleyse, diren, yılma 
Yürüt daha bir inatla kavganı 

Babeuf'u hatırla, Nazım Hikmet'i 
Bir umut ateşi gibi parlayan zindanlarda 
Hatırla Danko'nun tutuşan kalbini 
Karanlıkları yırtmak arzusuyla 
Ve faşizme karşı, zulme, zorbalığa 
Düşün acılar içinde vuruşan kardeşleri 

Elbette vardır bir diyeceği, bir haberi 
Bir kaçağa çay sunan kürt kadınlarının 
Dağlar dilsizdir yalçındır 
Ama gün gelir bir diyeceği olur onların da 
Ve dağlar, işsiz tarlalar başladı mı konuşmaya 
Susmazlar bir daha, söz artık onlarındır 

Kötü şey uzakta olmak 
Dostlarından, sevdiğin kadından 
Yasaklanmak bütün yaşantılara 
Seni tamamlayan, arındıran 
Ama bir devrimciyi haklı kılan 
Biraz da acılardır unutma
 

Yıkılma sakın geçerken günler 
Yaralayarak gençliğini 
Onurlu, güzel geleceklerin 
Biziz habercileri düşün ki 
Ve halkın bağrında bir inci gibi 
Büyüyüp gelişmektedir zafer. 

                     Ataol Behramoğlu